Etkinlik sektöründe enflasyonun hızı yavaşlasa da bütçeler pandemi öncesindeki seviyelere geri dönmüyor. Konaklamadan ulaşıma, yiyecek-içecekten eğlence ve dekorasyona kadar organizasyonların temel kalemlerinde son yıllarda oluşan maliyet artışı, aynı etkinliği aynı bütçeyle düzenlemeyi giderek zorlaştırıyor. Maritz tarafından hazırlanan yeni Event Price Index, bu değişimin organizasyon bütçelerine nasıl yansıdığını farklı harcama kalemleri üzerinden ortaya koyuyor. Büyük bir kongre pazarındaki oteller, destinasyon yönetim şirketleri ve destinasyon pazarlama kuruluşlarından derlenen fiyatlara göre bazı maliyetlerde 2019’dan bu yana artış yüzde 146’ya kadar ulaştı. Endeks, sektörün tamamı için tek bir küresel fiyat oranı sunmaktan çok, organizatörlerin karşı karşıya olduğu maliyet baskısının ölçeğini göstermeyi amaçlıyor.
Baskının en görünür olduğu alanlardan biri ulaşım. Maritz, geçmişte ABD içindeki gidiş-dönüş uçuşları için kişi başına yaklaşık 400 dolar bütçe ayırırken bugün planlamalarda yaklaşık 650 dolarlık bir rakam kullanıyor. Uçak biletine ayrılan pay büyüdükçe, destinasyonda katılımcı deneyimine harcanabilecek bütçe de daralıyor. Sorun yalnızca havayolu biletlerinde değil. Etkinlik dekorasyonu, yerel ulaşım, eğlence, otel, yiyecek-içecek ve teknik hizmetlerde de daha yüksek fiyatlarla karşılaşılması, organizatörlerin artık aynı programı yalnızca birkaç tasarruf kalemiyle sürdürmesini zorlaştırıyor.

Küçük Kalemlerde Bile Büyük Artışlar Var
Maritz’in endeksindeki örnekler maliyet baskısının etkinliğin farklı noktalarına nasıl yayıldığını gösteriyor. Bir kokteyl organizasyonunda 2025 yılında 25 dolar olan masa dekorasyonunun 2027’de 40 dolara çıkması bekleniyor. Bu, iki yılda yüzde 60’lık bir artış anlamına geliyor.
Tek yönlü bir grup transferinin maliyeti aynı dönemde 142 dolardan 184 dolara yükselirken, bir müzik üçlüsünün 5 bin dolarlık 2025 fiyatının 2027’de yaklaşık 6 bin 700 dolara ulaşması öngörülüyor. Tek başına bakıldığında küçük görünen bu artışlar yüzlerce veya binlerce katılımcıya yayıldığında organizasyon bütçesinde çok daha büyük bir fark yaratabiliyor. Özellikle ulaşım, yiyecek-içecek veya personel gibi kişi sayısıyla birlikte büyüyen kalemlerde birkaç dolarlık değişiklik bile toplam maliyeti önemli ölçüde etkileyebiliyor.
2027’de Artış Yavaşlayacak Ama Fiyatlar Geri Dönmeyecek
Maritz’in tahminlerine göre toplantı ve etkinliklerde kişi başına toplam maliyetin 2026 boyunca yaklaşık yüzde 6 artması bekleniyor. 2027’de ise artış hızının yüzde 1-2 seviyesine gerilemesi öngörülüyor. Otel fiyatlarında 2026 için yüzde 4-6, 2027 için ise yüzde 1-2 artış tahmin ediliyor. Havayolu maliyetlerinde 2026’daki yükselişin yüzde 10-20’ye ulaşabileceği, 2027’de ise artış hızının yüzde 1-2 seviyesine inebileceği belirtiliyor. Yiyecek-içecek maliyetlerinin de gelecek yıl yüzde 3-5 daha yükselmesi bekleniyor.
Bu tablo sektör için önemli bir ayrımı ortaya çıkarıyor. Fiyatların daha yavaş artması, fiyatların düşmesi anlamına gelmiyor. Dolayısıyla 2027’de enflasyon baskısının hafiflemesi, organizatörlerin birkaç yıl önceki bütçe seviyelerine geri dönebileceği anlamına gelmeyecek. Pandemi sonrasında oluşan yeni maliyet tabanı büyük ölçüde korunurken, bütçe planlamasının da bu seviyeler üzerinden yapılması gerekecek.

Üç Günlük Etkinlik İki Güne İniyor
Artan maliyetlere karşı şirketlerin verdiği yanıt ise etkinlikleri tamamen ortadan kaldırmak değil. Maritz’in paylaştığı örneklerden birinde otomotiv sektöründeki bir şirket, üç günlük bayi toplantısını iki güne düşürdü. Yeni araçların tanıtılması, şirket mesajlarının aktarılması ve bayilerin bir araya getirilmesi gibi temel hedefler korunurken programın süresi kısaltıldı.
Bu yaklaşım etkinlik bütçesinde yeni bir döneme işaret ediyor. Organizasyonun geçen yılki programını daha düşük maliyetle tekrar etmeye çalışmak yerine, programın hangi bölümlerinin gerçekten gerekli olduğu yeniden sorgulanıyor. Bir gecelik otel konaklamasının çıkarılması yalnızca oda maliyetini azaltmıyor. Aynı zamanda bir günlük yiyecek-içecek, ulaşım, personel, teknik hizmet ve etkinlik alanı maliyetini de ortadan kaldırabiliyor. Bu nedenle program süresi, katılımcı sayısı ve destinasyon seçimi bütçe yönetiminin daha merkezi parçalarına dönüşüyor.
Teşvik Seyahatleri de Kısalıyor
Benzer değişim teşvik seyahatlerinde de görülüyor. Maritz verilerine göre ortalama “incentive” seyahatinin süresi 2024’te 4,6 geceyken 2026’da 4,3 geceye geriledi. Şirketler aynı zamanda programa katılmaya hak kazanan kişi sayısını azaltabiliyor, daha uygun fiyatlı destinasyonlara yönelebiliyor veya katılımcılara verilen hediyeleri küçültebiliyor. Bu değişim destinasyonlar açısından da yeni bir rekabet alanı yaratıyor. Yüksek uçuş ve konaklama maliyetleri, daha önce ikinci planda kalan şehirleri veya daha kısa mesafedeki destinasyonları organizatörler için daha cazip hale getirebilir.
Özellikle büyük katılımcı gruplarında uçuş maliyetindeki küçük bir fark bile toplam bütçede yüz binlerce dolarlık değişim yaratabildiği için erişilebilirlik artık yalnızca operasyonel değil, finansal bir seçim kriterine de dönüşüyor.








